Yazın İstanbul'da Olmak: Boğazda Uzuuuun Kahvaltılar

Yazın İstanbul'da Olmak: Boğazda Uzuuuun Kahvaltılar

Kurumsal hayat çalışanının kahvaltı keyfi olmaz, olamaz. İstanbul’da yaşıyorsanız işe yetişme stresi adamda iştah falan bırakmaz. Siz ne kadar da ben sabah insanıyım 05:00 de kalkar önce sporumu yapar sonra kahvaltıya otururum, hafta içi-hafta sonu ayırt etmem deyin, gene 06:30 da bünye menemen, sucuklu yumurta kabul etmez. İşte o zaman haftasonunu bekleyeceksiniz. 

Çünkü hayal ettiğiniz kahvaltılar bir ihtimal şirketinizin en üst veya en alt katlarındaki restaurant bölümününde servis edilmiyor maalesef. Aa tabi self service catering hizmeti sunan şirketlerde bazen yok yok imkanları yakalamak da mümkün. Ama ya ambians, ya şıpıdik terlik rahatlığı? Yani deniz, güneş gözlüğü, gazete ve orta parmak terlik dörtlemesinin kaçı mümkün?

C.tesi sabahına erken kalkış koyun, bu arada önceden mutlaka en yakın bir iskeleden yaz tarifesi edinin. (Hemen bozulmayın, yorulmayın, biraz sebatkar olun, ucunda performans primi tadında Boğaz sefası olacak ama.. Kadıköy’e veya Beşiktaş’a gidin alın örneğin.) Bu tarifeleri çözmek biraz zordur, o yüzden biraz zaman ayırmakta veya bir bilene sormakta fayda olabilir. Boğazdan geliş ve gidişin sırrını henüz kimse çözemedi. Neyse buradaki rotalardan hangisini seçeceğiniz sizin kararınız. Tüm rotalar hem Boğaz havası almak hem de sonunda mükellef bir geç kahvaltıya oturmak için ideal. Bugünkü rotamız Kanlıca. Ulaşım seçeneği sonsuz… İsterseniz Boğaz vapurlarıyla -ki bence en keyiflisidir, isterseniz karadan otobüs, Üsküdar’dan dolmuş veya gene Boğaz’ın çeşitli noktalarından deniz taxi (motor sandalların, lüks ve kurumsal olanı) ile ulaşmak mümkün. Bir de Piri Reis, Darling, Yakamoz isimlerinde motor sandal yöntemi var, bunu yüzme bilen ve deniz üstünde olmayı gerçekten sevenlere tavsiye ediyorum.

Kanlıca küçük bir kıyı kasabası görünümde ve mahalle havasını yitirmemiş İstanbul’un ender semtlerinden biri. Gözü yoran bir yapı  (meydandaki çirkin radar dışında) yok ve kaotik bir turistik semt görünümünden halen çok uzak.  Kahvaltı için tercihimiz deniz kenarı arzu ediliyorsa, iskelenin hemen yanında bitişik nizam iki ayrı işletmeden biri. Biri tarihi, öbürü değil ama hangisini seçeceğim yıllardır verilen hizmet kalitesine ve güler yüzlü servis elemanı istihdamına göre ay be ay değişmekte. Tarihi olanı seçİn ilk defa geliyorsanız böylelikle hem otantik bir yerde denizin hemen üstünde kahvaltı yapabilir hem de rahmetli Barış Manço’nun köşesini görebilirsiniz (Moda’dan sonra Kanlıca’da ikinci evi idi). Şansınıza yelken yarışı varsa sabah kahvaltınıza adrenalin de katmak mümkün, çünkü dönüşlerini genelde kahvaltı yaptığınız yerin 20 metre ötesindeki dubadan yaparlar. Siz bu arada acaba çarparlar mı diye diğer kişiler ile kahvaltı arkadaşlığınızı geliştirebilir, bahse girebilirsiniz.

Sıkı bir kahvaltıdan sonra çıkın biraz da Kanlıca’yı keşfedin. Ara sokaklarına girin veya sahil boyunca Çubuklu’ya kadar yürüyüş yapın. Gerçi balık varsa olta atanlardan yürümek zorlaşıyor ama yılmayın. Tarihi Ahmet Rasim Paşa Yalısı şimdiki adıyla Ajia Otelde bir kahvenizi içip Hıdiv Kasrı’na doğru yola çıkabilirsiniz. Ara sokaklarda güzel restore edilmiş evlerin fotoğraflarını çekebilirsiniz. Hıdiv Kasrına giden yokuşun başlangıcında hemen sağ tarafa sapar ve çıkmaz sokağın sonuna kadar giderseniz tarihi Kanlıca Yoğurdunu yapan evlerden birine ulaşabilirsiniz. Halen evlerin yanında imalathanelerde aile üyeleri tarafından kuşaklardır üretilen yoğurdun tadı süpermarkette satılan Kanlıca yoğurdundan çok farklı bunu göreceksiniz.

Hıdiv Kasrı özellikle rengarenk çiçekler ile donatıldığı zaman çok güzel. Yeni evli çiftlerin fotoğraf stüdyosu olarak da kullandığı mekana öğlen 13:00 e kadar veya akşamüzeri çayı şeklinde gitmek sükunet arayan kurumsal hayat insanı için daha uygun olacaktır.

Osmanlı'nın Mısır Valisine Hıdiv deniyor. Geçen asrın sonunda genç yaşta Mısır Valisi olan Abbas Hilmi Paşa, 1903 yılında Çubuklu'da 2 ahşap yalı satın alır. Zamanla yalılarının arkasındaki yamaçları ve üst düzlüğü kapsayan bahçeyi de alan Paşa, 1907 senesinde İtalyan mimar Delfo Seminati'ye o devrin mimari modasına uygun olarak art nouveau tarzındaki muhteşem saray yavrusunu yaptırır. İşte muşteşem kasrın kısa tarihçesi…

Gitmişken Kasrın içindeki koruda yürüyüş yapmadan dönmeyin. 2 km.’lik parkuru mevcut, bir yanda deniz bir yanda koru, birkaç yıl önce de spor aletleri yerleştirdiler parkura, yediğiniz kahvaltıyı burada eritebilirsiniz.

Burada tek gözüme batan şey, eskiden muhteşem bir gül bahçesinin olduğu alana -ki kasrın ön bahçesi idi, şu anda şırıltılı estetikten uzak havuz yaptırıldı, kullanılan mermer ve dizaynın art nouveau tarzından çok uzak olduğunu söylemek için mimar olmaya gerek yok.

Bu da gülün dikeni diyerek son vapura yetişelim veya oyalanmadan yola koyulalım. Malum hafta sonu dönüş trafiğine kalmamak lazım. Sanırım hafta içi için yeterince enerji birikimi olmuştur. Gidin ve bu enerjiyle kurumsal hedeflerinizi gerçekleştirin.

İŞ FIRSATLARI

CV'leriniz için e-posta adresimiz: cv@mind.com.tr
Hepsini gör »      
« Temmuz 2017 »
PztSalıÇarPerCumCtsPaz
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31
"Okunu hedeften öteye atan okçu, okunu hedefe ulaştıramayan okçudan daha başarılı sayılmaz."
Montaigne